Yarrak Yemekten Hoşlanıyorum

Öğleden sonraya kadar kasabadaydık. Durmuş ağa beni el üstünde tutuyor, bu da benim çok hoşuma gidiyordu. Fırsat buldukça kulağıma, “Sen beni memnu et dediklerimi yap, ben seni hep bu şekilde mutlu edeceğim!” gibi sözler fısıldıyordu. Doğal olarak bulmuş cahil körpe kızı, yarağı bayram ediyor. Ben o zamanlar meydana getirdiğim hatanın, kararan geleceğimin bilincinde değildim. Nereden bilecektim ki o yaşlarda sex bağlarımlısı bir yarağışme manyağı olacağımı?

Öğleden sonrasında kahya ve öteki adamlarla buluştuk. Gene bir lokantada birşeyler yeyip köye döndük. Köye varınca Durmuş ağa, “Ben seni eve bırakayım. Pazartesi sabah kahya alır seni çiftliğe getirir, işe başlarsın. Akşamları da eve bırakırız!” diye, hem beni, hem kahyayı tembihledi. Sonrasında adamları çiftlik yolunda indirip, ikimiz yola devam ettik. Biraz uzaklaşınca Durmuş ağa sikini çıkartıp elime tutuşturuverdi. Bir yandan yavaş yavaş arabayı kullanıyor, bir yandanda bana yarağını okşatıyordu.

Köye girmeden tenha bir köşeye arabayı çekip, “Hadi bakalım minik yosmam, ağanı bir boşaltıver!” dedi. Artık alışmıştım, hemen eğilip yarağını emip yalamaya başladım. O an aklımda onu memnun etmekten başka bir şey yoktu. Beni kullandığının körpeliğimden ufak bedenimden faydalandığının bilincinde bile değildim. Deli benzer biçimde sikini emiyor ucunu dilliyor ellerimle gövdesini okşayıp duruyordum. Kısa bir süre sonra Durmuş ağa, “Ohhhh iç ağanın döllerini, hepsini yut!” dedikten sonrasında saçlarımdan kavrayıp yarağına bastırması ile ağzıma boşalmaya başladı. Gırtlağımdan aşağı döllerinin akışını hissederken yutkunmaya çalışıyordum.

Boşalması bitince ağzımdan çıkarttı. Bu sırada ben halen sikinin gövdesini iki elimle kavramış okşuyordum, ben sıkıp okşadıkça sikin ucundan biraz döl süzülmüştü. Durmuş ağa iyice arkasına yaslanıp, “Hadi bakalım yalayıp temizle erkeğinin yarağını!” diye yönergeı verince, ben küçücük ağımla yalaya yalaya temizledim sikini. Onun mutlu olduğunu görmek çok hoşuma gidiyordu. (Halen de erkeğimin yarağını emip yalamaktan, döllerini yutup yarağını yalaya yalaya temizlemekten zevk alırım, alışkanlıklarım çok eskilere dayanıyor nede olsa.)

“Aferin sana küçük kaltak, çok iyi yapıyorsun bu işi!” dedikten sonra toparlanıp yola çıktık. Tam köy girişinde babamı görünce Durmuş ağa durdu, “Senin kızı eve götürüyorum, gel seni de atayım!” diyerek babamı da otomobile aldı. Yol süresince, “Senin kız çok iyi, bir dediğimi iki etmiyor, çok akıllı uslu, çiftlikte beni çok memnun ederse, ben de onu çok memnu ederim!” gibi iltifatlar ediyor, babam da mutlu bir ifadeyle onu dinliyordu. Ne bilsin minik kızının Durmuş ağanın seks oyuncağı haline geldiğini.

Eve erişince anneme yeni aldıklarımı gösterdim, “Durmuş ağa çiftlikte temiz ve yeni elbiseler giymemi istiyor!” dedim. Babam da anneme, Durmuş amcanın beni nasıl met ettiğini anlatıp duruyordu. Hem annem hem babam, iki gün boyunca, “Kızım Durmuş beyi mutlu et, dediklerinden dışarı çıkma!” diye sürekli söyleyip durdular.

Pazartesi günü kahya sabah erkenden beni alıp çiftliğe götürdü. Durmuş ağanın çifliğine daha önce birkaç kez bayram için gitmiştik, fakat bu sefer faklıydı. Sabah iş bölümü yapılırken, Durmuş ağa, “Nilüışık, kızım sen benimle gel, ben sana yapacağın işleri anlatacağım!” diye, beni alıp çiftliği gezdirdi. Fırsat buldukça tenha yerlerde kalçalarımı yoğurup, göğüslerimi sıkıştırıyordu. Ben de yarağına elimi atıyordum, artık bu bende davranış olmuştu. Durmuş ağa ise, “Şimdi olmaz!” diye elimi uzaklaştırıyordu. Çiflikte yapacağım fazla bir iş yoktu, kasaların etiketlerini yazıyor, toplanacak mahsülün listesini yapıyordum. Her insanın yapacağı işlerdi aslına bakarsak.

Öğle yemeğinde Durmuş ağa beni eve götürdü. Karısına durumu söylediktan sonrasında, bana, “Boş zamanlarında yengene de yardım et!” dedi. Durmuş ağanın karısı senelerdir hastaydı. Tek çocukları da benle yaşıt olan kızları Hülya idi. Onu da okumaya devam etmesi için şehire mektebe göndereceklerdi.

Öğleden sonrasında bahçeye gideceğim sırada, Durmuş ağanın ileriden ‘Gel!’ işareti yaptığını görmüş oldum, sonra evin bitişiğindeki kulübeye girdi. Ben de arkasından kulübeye gittim. İçeride geniş bir sedir ve birkaç eski koltuk vardı. (Burası benim durmuş ağaya karılık yapacağım yerdi!). Derhal kapıyı kapatıp, “Burası esk**en işçilerin gece kaldıkları yerdi. Bundan sonrasında öğle yemeğinden sonra buraya geleceksin, anahtar dışarıda aslolanı olur!” dedikten sonrasında aşağı eğilip dudaklarıma yapıştı. Kısacık boyumla ona yetişebilmek için parmak uçlarımda duruyordum.

Beni bir çırpıda soyup sedirin kenarına oturttu. Kendisi de soyunduktan sonra yanımda ayakta duruyordu. “Daha sana neler öğretecem minik yosma, bundan sonrasında elimin altındasın, fırsat buldukça geçirecem o küçük amına!” deyip sikini dudaklarıma yüzüme sürtmeye başladı. Ne yapmam icap ettiğini artık çok iyi biliyordum, erkeğimin sikini yemeli, onu mutlu etmeliydim. Hemen sikinin gövdesini kavrayıp, ağzıma aldım. Bir süre bu şekilde sikini yalattıktan sonrasında Durmuş ağa sedire sırt üstü uzandı. “Şimdi üzerime gel bakalım, sana 69 olmayı öğretecem!” dedi ve beni üzerine ters olarak çekti. Şimdi onun üzerinde yatıyordum, amım tam ağzının üstünde idi.

“Hadi bakalım yosma, devam et!” dedi. Sadece ben üzerinde ufacık kalmıştım, sikini kavrayıp kendime çektiğimde ucu ağzıma zor yetişiyordu. Bu sırada durmuş ağa amımı yalamaya başlamıştı. Kalçalarımı okşuyor, bazen dilini küçük amcığıma kokup çıkarıyordu. Vücudumu ateş basmaya başladı, öylesine zevk alıyordum ki, sikinin ucunu dilimle deli gibi yalıyordum. Durmuş ağa, “Gel bakalım, amına geçirme vakitı!” deyip, beni kendine çevirdi. Kucağında o denli ufacık kalıyordum ki, benimle oyuncak şeklinde oynuyordu. Bir süre öpüştükten sonra, “Şimdi yarağımın üzerine otur!” deyip yarağını gövdesinden tuttu.

Ellerimi göğsüne koyup kalçamı kaldırarak amcığımın deliğini yarağın ucuna getirdim. Sikin dev gibi kafasından amım gözükmüyordu. Yavaş yavaş üzerine oturmaya başladım, bu sırada bacak arama bakıyordum, amımın yanaklarının şişip ikiye ayrıldığını, am deliğimin küçük dudaklarının iki ufak yaprak benzer biçimde kıvrılıp esnediğini görebiliyordum. Birazcık canım yanınca durdum. Durmuş ağa, “Devam et, alışırsın birazdan!” diyerek beni cesaretlendiriyordu. Kalçalarımı birazcık daha indirince siki yarısına kadar yalanmaktan ıslanmış am deliğime kayıverdi. Bu sırada Durmuş ağa devamlı bedenimi okşuyor, ufak öpücükler konduruyordu.

“Şimdi yavaş yavaş otur kalk!” dedi, dediklerini yapmaktan kendimi alamıyordum. Bir süre sonrasında amım yarağa iyice alışmış, rahat oturup kalkmaya başlamıştım. Daha sonra Durmuş ağa kalçalarımdan aşağıya bastırmaya başladı, bir süre sonrasında yarağın tamamı artık içimde idi. Beni geriye doğru itip, dimdik üzerinde oturmamı sağladı. O anda sikinin içimde bir bölgelere değdiğini hissedebiliyordum. “Harikasın meleğim, bayılıyorum sana, amın daracık, tüm sikimi mengene şeklinde sıkıp kavuruyor. Ohhh! Hadi şimdi kalçalarımı çalkala, hem beni mutlu et, bununla beraber keyfini çıkar yediğin yarağın!” dedikten sonra minik göğüslerimi okşamaya başladı.

Ben hem kalçalarımı çalkalamaya, bununla birlikte minik hareketlerle oturup kalkmaya başladım. 5-6 dakika sonra durmuş ağa beni kendine doğru çekip, üzerinde zıplatmaya başladı. Aslına bakarsan kucağınca minicik kalmış olduğumdan, her seferinde sikinin ucuna kadar geliyor, sonra yine dibine kadar otuyordum. Durmuş ağa ise devamlı kalçalarımı yoğuruyor, göğüslerimi öpüp, göğüslerimin Leblebi şeklinde olmuş adım atarını kemiriyordu.

Küçük bedenim daha çok dayanamadı, amımın kasıldığını hissedebiliyordum. Aniden boşalıp, durmuş ağanın üzerine yığıldım. Durmuş ağa halen seri hareketlere beni sikmeye devam ediyordu. Sonrasında bir çırpıda beni altına aldı, bacaklarımı omuzuna alıp üzerime yüklendi. Kalçam havada, iki büklüm olmuştum. Durmuş ağa ise delirmiş gibi dudaklarımı öpüp, boynumu yalıyor ve tüm gücü ile sikini dibine kadar amıma soka soka sikmeye devam ediyordu. Her sokuşunda kasıklarımda ve midemde müthiş bir baskı hissediyordum.

5 dakikaya yakın bu şekilde sikmeye devam etti, artık belim uyuşmaya başlamıştı. Durmuş ağa, “Daracıksın küçük yosma, ohhhh orospuuuu, bu amcığa nasıl dayanılır!” diye inleyerek sikini altına kadar am deliğime gömdü, yarağı kasılıp gevşemeye, sikin başı kalp gibi atmaya başladı. O anda yarağın tüm kıvrıklarını, kocaman başının her milimini amımın duvarlarının siki kavrayıp sarıldığını hissedebiliyordum. (O anı hiç unutmadım, inanın bu şekilde bir şeyi yaşamım süresince 3-5 defa ancak yaşamışımdır!). Durmuş ağa sıcak döllerini içime akıtıyordu. Ben de bir defa daha tüm vücudum sarsılarak boşalmaya başladım.

Durmuş ağa yavaşça içimden çıkıp, yarağını ağzıma getirdi ve “Yala orospu, daha senle işim bitmedi!” deyip yanıma uzandı. Küçük bedenim iki kere boşalmanın tesiri ile uyuşmuş ve yorgun düşmüştü. Hafif inmiş siki, benim sularım ve döl artıkları ile kaplıydı. Başımı yana çevirip, sikinin gövdesini usulca kavradım, okşamaya ve yalamaya başladım. Bu sırada amcığımdan Durmuş ağanın döllerinin dışarı aktığını hissedebiliyordum. Kafamı kaldırıp amıma bakmaya çalıştım. Kasıklarım ve am deliğimin yanakları kıpkırmızı olmuştu.

Durmuş ağanın yarağı, okşanmanın ve yalanmanın etkisiyle yeniden eski heybetli haline vardığında, beni sedirin ucunda dört ayak pozisyonuna getirip, ayakta arkama geçti. Yarağını amcığımın şişmiş dudaklarına ve küçük kalçalarıma sürtmeye başladı. Bu sırada bir eli ile de küçük göğüslerimi okşayıp, uçlarını hafif hafif sıkıyordu. Vücudum bu hareketlere dayanamıyor, zevk duygusu bedenimi ele geçiriyordu. “ufak yosmam benim harikasın, şimdi erkeğin yara yara sikecek o küçük amını, sen de beni keyife getirmek için sana öğrettiğim şeklinde konuş, hiç susma, tamam mı?” dedi, ben de başımı çevirip evet anlamında salladım.

Durmuş Ağa yarağını başının am deliğimin deliğime dayayıp, bir eli ile belimi sıkıca kavradı. öteki eli halen göğüslerimde idi. Sırtıma öpücükler kondururken, “^^^^^^^ mi seni haaaa? Yarayım mı amını?” dedi. Ben de bana ne öğrettiyse söylüyor, onu mutlu etmeye çalışıyordum, “Yar erkeğim, geçir sikini ufak amcığıma!” diye cevap verdim. Durmuş Ağa yarağını başını yavaşça amcığıma yerleştirip çıkarıyor, ama tüm bunlarnı sokmuyordu. “Hadi erkeğim sok hepsini, geçir bana yarağını!” diye söylenirken, bir anda dibine kadar girdi. Kasıkları kalçalarıma dayanmıştı, birazcık canım yanmış ve “Durrr!” diye inlemiştim.

Durmuş Ağa, “Ohhhhh yardım amını yosmamm!” dedikten sonrasında yavaş yavaş girip çıkmaya başladı. “iyi mi iyi sikiyormuyum küçük kaltak? Yarak yemek nasıl haaa?” dedi. “Harikasın, sik beni, seninim ağam, bulutlara çıkart beni!” dediğimde hızlanmaya başladı. O hızlandıkça bedenim kendinden geçiyor, zevkim arttıkça artıyordu. Kasıkları kalçalarıma çarparken sallanan taşakları amımın üstünü dövüyor, bu sırada çıkan ‘Şak, şak!’ sesleri kulübede yankılanıyordu. Birkaç dakika sonra deli benzer biçimde boşalmaya başladığımda, “Döşe ağam, döşeee sikicim, amım senin, ohhhhhh!” diye inlerken, Durmuş Ağa kalçalarıma tokatlar atıp, “ufak orospu, tam orospu olacaksın sen, sike sike dağıtacam bu dar amını, sikimin kölesi olacaksın!” diye söyleniyordu.

Vücudum bu duruma daha çok dayanamıyordu, dizlerim artık bedenimi taşıyamaz oldu. Kendimi yüz üstü sedire bırakınca ayaklarım hafifçe sedirden sarkık kaldı, ama Durmuş ağa halen am deliğime geçirmeye son sürat devam ediyordu. O an hatırlamış olduğum tek şey uyuşmuş olduğumdu. “Ne oldu, sikilmekten bayıldın mı? Çok mu hoşuna gidiyor?” dedi. “Evet, hep sik beni, heppp!” diye mırıldandım. Durmuş ağa bir kahkaha atıp, “Ben sana sikin hazzını aldın mı vaz geçemezsin demedim mi küçük yosma, söyle dölleyim mi amını haaa?” dedi. “Dölle, döllerini ver bana, boşal içime sikicim!” diye mırıldandım. Birkaç dakika geçmeden Durmuş ağa derin bir, “Ohhhhh!” çekip boşalmaya başladığında, bir kez daha sıcak döllerinin içime aktığını hissedebiliyordum.

Sonra öylece üzerime uzanıp kaldı. Altında kaybolmuştum, ağırlığından nefes alamıyordum. Sonra içimden çıkıp yanıma devriliverdi, nefes soluğa kalmıştı. Bir süre bedenimi okşamaya devam etti. Bense kendimde değildim. 5-10 dakika sonrasında ayağa kalktı, yarağı küçülmüş, önünde sallanıyordu. Beni yavaşça ayağa kaldırıp, boynumu memelerimi birkaç defa öpüp okşadı. Sadece minik bedenim öyle uyuşmuştu ki, ayaklarım beni zor taşıyordu. “Harikasın!” dedikten sonra kenarda duran bir poşetten 3 tane gofretli büyük çikolata çıkarıp bana uzattı. Derhal alıp sedire oturacakken, “Yok, orada ayakta ye!” dedi ve sedire oturup bir sigara yaktı. Ayakta durmuş çikolatanın birini açmış yiyordum, o an duyduğum mutluluğun tarifi yoktu.

Durmuş ağa karşımda, suratında tebessümle, sedire yayılmış, beni izliyordu. “Bacaklarını biraz aç!” dediğinde, ayaklarımı hafifçe açıp, aşağıya doğru baktım. Amcığımdan ayak bileklerime doğru döller süzülmüş, amımsa mosmor olmuştu. Ben halen çikolatamı yemeye devam ediyordum. O an başıma gelenlerin, gelecekte bana nelere mal olacağının bilincinde bile değildim. Neticeta genç kızlığı bile yaşamadan hanım olmuştum. Durmuş ağanın karşısında çırılçıplak durmuş, amımdan dölleri süzülürken, minik bedenimi ona sergiliyordum. Bana nazaran çok iyi bir iş yapmış, bir erkeği mutlu etmiştim, kendimi inanılmaz kıymetli hissediyordum. Durmuş ağanın, zevkleri için beni kullandığının, beni sex bağımlısına çevirip, geleceğimi çalmış olduğunın bilincinde bile değildim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir