Eşim ve Biricik Sevgilim

Bdsm ile tanışma, Little patroniçeden, temizciliğe
Gene herkese selam arkadaşlar. Uzun bir süre oldu son yazdığım bildiri itibari ile ama kendimce haklı sebeplerim var. Kendimede pek süre ayıramadım son zamanlarda.

Ancak bana bildiri ile yorumlarını ileten arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum. Onlarla güzel muhabbetler içine girdik ki bu çok iyi bir şey.

Birde son olarak, burada yaşamış olduğum şeyleri yazmak biraz riskli bir iş. Her ne kadar keyif aldığımı söylesemde, özellikle hafifçe alkol aldığım zamanlarda buraya girdiğim olabiliyor buda cidden risk unsuru. Bir düşün, meltemin fotoğrafını buraya eklemişim içtiğim bigün. Lol. Doğal olarak ki böyle bir şey yapıcak karakterde birisi değilim. Zaten genel anlamda resim tutayım, video çekeyim kafasında olan biri de değilim. Ama meltemin bir fotoğrafı var elimde ki ara ara bakıp vay be diyorum.

O yıllarda, geçen yazımda bahsettiğim yakın dosta o resmi attığım için elimde kalan fotoğraflardan biri de o. Bak, beğendin mi yeni temizlikçimi diye egomu tatmin ettiğim zamanlar (Meltemin yüzünü burlamıştım doğal olarak ki.) :).

Tabi işin başka boyutları da mevcut, örneğin farkında olmadan yazıcağım bir kaç detay birilerinin evliliğini yıkabilir. Hani o birilerinin evliliğine kıymet verdiğim için söylemiyorum bunu ama meltem hanımın gerçek ailesi hakkında sonradan öğrendiğim şeyler var ki düşman başına…

sadece genede işin en zevkli tarafıda bu değil mi zaten ? Uçlarda yaşamak. Risk almak. Hayatın tadını çıkarmak.

en son meltem bayanın, mehmet ile ilişkisi olduğundan kesin olduğumu söylemiştim. Fakat aklı başında olan hepimiz bana bunun bir koz vermediğini tahmin eder. Çektim meltemi ofisin ücra köşesine, ilişkini öğrendim diyerek onu tehtid edip, verdim odunu, verdim odunu… diyebilmek isterdim lakin olaylar öyle gelişmedi doğal olarak ki.

Hani derler ya, suç işledikçe suç işlemeye meyilli hale gelirsiniz diye. Hatta amerikada ki suçluların yüzde 99’u daha önceden suç işlemiş ve mahkum olmuş kişilerden doğar diyerek işi farklı bir boyutada taşıyabilirim. Benim durumumda da vakalar aynen bu şekilde gelişti.

Evli meltem hanımın ilişkisi olduğuna nerdeyse kararlı olunca(geçmiş yazılarda anlatıldı) bir duraksama evresine girdim çünkü o andan sonra atıcağım adımlar aşırı önemli bir noktada. Elime sağlam bir koz geçmeliydi ki meltem kadının bana staja başladığımdan beri yapmış olduklarını ödetebileyim. Aklıma bir iki şey geliyordu ama bunlar yapılabiletesi düşük şeylerdi. Örnek için söylüyorum, meltem bayanın ofisinin anahtarının kopyasını yaptırmak ve bilgisayarına erişmeye çalışmak vb benzer biçimde uçuk şeyler. Tabi o an, o heyecan ile yapılır mıydı ? Eh, karar sizin.

Lakin akıl farklı yere odaklanmaya başlayınca, dişe diş, kana kan, intikam benzer biçimde.

İnsan risk almaya başlıyor. Bu anlattığım son olaylardan sonrasında ki günlerde bu şekilde planlar kuruyorum aklımda.

Şunu yapsam, bunu böyle yapsam şöyle riskler alırım benzer biçimde. En az riskli görmüş olduğum yolu da bu sayede keşfettim. O yolda şu;

üniversitede bazı derslerde öğrenciler ses kaydı alırlar, üniversite ortamı olan kişiler filan bilir bunu. Bende vakitında bunu telefonda ses kaydı alarak denemiştim ama ses çok uzaktan geldiği için telefondan pek verim alamamıştım.

O sıralarda dolar kuru da düşük olduğundan, kalitelisinden bir sound recorder sipariş etmiştim yani ses kayıt meydana getiren cihaz. Ama işin ince kısmı şu ki, bu ses cihazı çok büyük olmamalıydı yada ses cihazı olduğu belli olmamalıydı. Çünkü bazı hocalar bu biçim cihazları görünce sizi dersten bile bırakabiliyor. Bende o zamanlar bu söylediğim özelliklerde, şu demek oluyor ki ufak, ses kaydedici olduğu anlaşılmayan bir alet aldım. Yanlış hatırlamıyorsam 57 dolar yöreı bir fiyatı vardı ki o süre için o para benim için fazla sayılırdı. Genede, ders geçme benzer biçimde koşullar altında insan ödüyor o parayı.

İsteyen arkadaşlar ali expresste bu dediğimi cihazları aratabilirler. Her türlüsü mevcut, kalem görünümlü olanından, mp3 çalar görünümlüye, bluetoothlusundan bilmiyorum nesilisine kadar bir ton ses kaydedici var.

Her neyse işte, bu aleti ben bilgisayar çantamda taşıyorum o zamanlar. Aslına bakarsanız hafifte bir alet. Organik olarak staj için gittiğim yerde de bu aygıt yanımda.

Yukarıda bahsettiğim plan yapma aşamasına dönecek olursakta, bana en büyük koz yaratıcak şey doğal olarak ki ses kaydetmekti ve söylediğim ufak ve kaliteli olan ses kaydedicim bana bunu sağlar diye düşünüyorum o zamanlar. Özellikle görünmeside zor olucaktır diye iki katı mantıklı geldi bu plan.

Fakat bu planın 3 problemi vardı,

1-) Bu bahsettiğim aletin hafızası atıyorum 2gb ise bana kısıtlı bir süre kayıt almamı sağlayacaktı. Atıyorum 3 saat. Gerçi bu sesi kaydetme formatı ile alakalı ama benim o sıralar isteğim, 2 gün o alete dokunmasam bile ses kaydetmeye devam etmesi.

2-) Meltem kadının ofisine bunu yerleştirmem için ofisine girmek lazım. Meltem hanım kapısını kilitliyor çoğu vakit. Kilitlemediği zamanda çalışanlamış olurın ofiste olduğu vakit. şu demek oluyor ki ben, mühendis abi vs. Naturel olarak bunu meltem bayanın ofisine nasıl yerleştireceğim sorusu bayağı bir problem.

3-) Bu bahsettiğim aygıt minik olsada göz önünde olan bir yere koyarsam sorun yaşarım, anlaşılır. Organik olarak, meltem hanımın ofisinde ki en uygun yer neresidir, bunu düşünmem gerekli o zamanlar.

Bu söylemiş olduğim 3 sorunun çözümüde şunlar oldu;

1-)O vakit için güzel bir para verip sd card aldım. Yanlış hatırlamıyorsam ya 16gb yada 32lik olanlarından almıştım ki bahsettiğim zamanlarda telefonlar bu kartları boyutları sebebiyle desteklemiyor bile. Düşün işte ses cihazının standardını :).

2-) Bu kısmı o zaman çözememiştim. Yanlış hatırlamıyorsam, ofise hafta sonu eşyamı unutmuşum diye gidip temizlikçi ablalardan birinin kapıyı açık bırakmasını filan umduğumu hatırlıyorum ama bunu yaparsam dediğim aletin şarjı hafta içine kadar gitmez. O yüzden mecbur risk alıp, farklı bir yolu denemeliydim.

3-) cihazın göze batmaması içinde, bir yapı marketten çift taraflı bant aldım. Bilen bilir, bu bantlar çok sağlam oluyor. Şöyle ifade edeyim, düz zemine yapıştırırsan, yapıştırdığın nesneyi çıkarmak için güçlü bir güc kullanmak gerekiyor filan.

Fakat bundan önce şunu söylemeliyim, ilk yazımda bir mühendis abimiz vardı, vakaların gelişmesinde yararlı söylediğim. O abinin eşi ile alakalı bir sebepten o gün işe gelmemiş olması beni 2.çözümde ki risk almaya itti. Buda benim işime öyle bir yaradı ki. Oraya gelicem fakat önce şu aleti yerleştirmeyi anlatayım.

Bende en garanti yol olarak, herkes ofisteyken meltem kadının dışarı çıktığı bir zamanı belirledim kendime. Meltem hanımın yukarıda söylediğim şeklinde ofisten giderken kapısını kilitleme gibi bir huyu vardı öğle aralarında. Yada teknokenti terk ederken filan. Neyse bu bahsettiğim zaman aralıkları haricinde risk alıp, meltem kadının ofisinin kapısını açık bırakıp bizim ofisten çıktığını gördüğüm bir zaman harekete geçtim. Artık lavaboya mı gitti, yada yavuklusunu armaya mı gitti bilmiyorum fakat kapısını açık bırakmıştı ki buda yakında dönecek demekti. Fakat genede ben biraz boş vakit geçirdim, meltem hanım ofisten çıkarken onu görüp direk boş ofisine gitmem fazla dikkat çekerdi.

Bende birazcık bekleyip, meltem bayanın ofisine girdim. Ayrıca meltem hanımın ofisinden bahsetmedim lakin, meltemin ofisinde bir cam var ve dışarıdan içerisi görülebiliyor eğer ki meltem camın perdesini indirmediyse.

Ofis camının kör noktasında kalan bir dolap var, camın olduğu duvarın tam köşesinde konumlu. Daha önceden meltem bayanın odasına gittiğimde, ses aletinı oraya yerleştireceğimin planını yapmış oldum tabi ki. Bak hatta meltem kadının ofisini avrupa yakasında ki derginin ofisi benzer biçimde diyebilirim, bir tek tak bir duvarı camlı.

Bunu yazıyorum çünkü vaka ben ofis camından görülebilme riski altındayken, meltem kadının odasına girdim ve yapıştırdım recorderı değil olay. Bildiğin dolabın altına bile eğilmem dışarıdan görünebilecek. Bende planı ona bakılırsa kurdum, Önce elimde olan kalemi bahsettiğim, köşede duran dolaba doğru düşürmüş gibi yaptım, Odaya girmeden öncede çift taraflı bantın bir tarafına ses cihazını yapıştırmıştım. Kalemi almaya eğilirkende, bantın öteki tarafında ki kağıdı söküp, ses kaydediciyi sabitledim.

Ama o an kalbim güm güm. Birde evde plan yaparken, dolabı ben alçak olarak hatırlamışım fakat beklediğimden de düksek dolabın ayakları. İşin tek iyi tarafı meltem hanım otururken, yere eğilip dolabın altına bakmadığı sürece bir şey göremez. Ama ben bu ses aletinı almazsam haftasonuna kadar, temizlikçi ablalar bunu bulurlar diye korkuyorum. Neyse gene detaylara daldım.

Bu meltem kadının çıktıktan sonrasında direk odasına gitmemek birazcık hatalıymış. Onu kötü bir halde keşfettim, çünkü bu ses cihazını sabitleme işlemini bitirip yerden kalemi alırken meltem hanım odaya daldı. Ve ben yerde eğilmiş haldeyim filan. Düşün şimdi bende ki o coşku ile şüpheli duruşu.

Meltem kadının ilk sözı şuan tam hatırlamamakla birlikte;

-hayırdır hakan, neden girdin ofisime ? şeklinde bir soruydu.

Bende cedvap olarak, iyice sıvayıp, -kalemimi düşürdümde onu aldım meltem hanım deme aptallığında bulundum.

Meltem hanımda sinirlenip, onu sormuyorum, hakan!, ne istiyorsun, neden geldin diyorum gibi bir şeyler söylemiş oldu.

Neyse ki bu soruya hazırlıklıyım, meltem hanım bildiğiniz gibi yetişimımın sonuna geliyorum ama ben bu siparişlerin üretildiği tesisi de görmek isterim. İşin o kısmınıda görmezsem staj defterine yazıcak pek bir şey kalmıyor ve bende işi öğrenmek istiyorum filan diye saçmalıyorum ama Meltem hanımda beni ilk kez şaşırtarak, kekko bey ile görüşeyim ben bunu seçiminda bir yanıt ile beni yolladı, daha şu demek oluyor ki kovaladı odasından.

O an sanıyorum pek şüphelenmedi benim ilk halimden. Yada şüphelendi mi ?

Buraları hızlı geçmek gerekirse, meltem kadının yanından çıkınca, kendi masamda bir otuz dakika kadar vakit geçirdim. Otuz dakika sonrasında doğru lavaboya diyerek çıktım bizim ofisten.

Bahsettiğim tekno kentte sigara içebilmek için bir alan var. Benim anlattığım olaylarda öğle yemeğinden sonraları olduğundan, o alan boş büyük ihtimalle ve doğruca oraya gittim.

Önceki yazımda bahsettiğim şu ses değişiklik yapma programının ayarlarından sesimi kalınca bir erkek sesine ayarlamıştım. Mehmeti aradım, hani şu meltem hanımla ilişki yaşayan kişiyi. Tabi ki, gizli saklı numaradan arıyorum.

İşin açıkcası zamanım da kısıtlı. Ofiste eksikliğim meltem hanım tarafınca farkedilmemeli yoksa meltem hanım mehmeti benim aradığımı anlayabilir. Fakat yukarıda bahsettiğim abi sayesinde bu riskte büyük ölçüde ortadan kalkmış o zamanlar.

Mehmet telefonu açmıyor bir türlü. Hayal kırıklığı yaşamadım değil o zaman. Fakat gene aradım, sonra gene.

En sonunda açıldı mı telefon.

Mehmet:Alo,

Ben:Alo,

Mehmet: Buyrun ? Kimsiniz ?

Ben: Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun ama ben seni biliyorum. (Bu sırada kendimi zor tutuyorum, ben bir dost filan dememek için.)
Mehmet: Ne diyorsun kardeşim, kimsin sen ?

Ben: Bak mehmet bey, meltem hanımla ilişkini biliyorum. Seni önceden arayan kişi benim. Sen iyi mi bir insansın. Şerefsiz herif. Hala evli kadından ayrılmamışsın. Utanman yok mu, karın, kızın yokmu senin ? Hayvan oğlu hayvan seni…(hakaretler)

Mehmet: -Burda bana baya bir sövme var.-

Ben: Demek öyle ha. Sen hem evli hanımla yat, kalk. Hemde, kadının ailesini düşünen bana küfürler et. Öyle mi lan it. Bak ben kimim biliyormusun, meltem kadının ofisinde çalışan xxxx’im, lan bugün izin günüm fakat şimdi ofise gidip kekko(meltemin eşi olan keko) beye anlatıcam lan herşeyinizi. Hayvan herif. Sana güzelce ayrıl dedik. Sen evli hanımla hala ilişkine devam ediyorsun. Güzelce uyaralım dedik olmadı. Birde üstüne bana sövgü edersin öye mi ? Şimdi olucaklar senin suçun. Siktim seni. Gidip kekko beye anlatıcam lan herşeyi. Bir saate ofisteyim…

bu arada xxxx, Mühendis abinin adı 🙂 (Eğer bunu okuyorsan abi, özür dilerim. O, sana karacılık atan hayvan benim.)

neyse ben mehmeti hem kızdırıp, hemde suçluluk duygusuna oynadım mı ? Bide üstüne hem ona bakılırsa gerçek ismimi söyleyip beni merak etmesini sağlayıp, hemde yüzüne telefonu kapattım mı ? Kapattım.

Bu adamda bana gizli saklı numaradan aramış olduğum için ulaşamayacağına göre mecbur meltem hanıma ulaşıcak. Her şey on numara gidiyor benim için. Tek sıkıntı bu mevzuşma esnasında, meltem hanım benim ofiste olmadığımı farkederse, bir ihtimal, mehmeti arayan kişinin benim olduğumu onlayabilir, her ne kadar kabahatu xxx abiye atsamda.

Özetle mehmetle telefonu kapattığım benzer biçimde yukarıda ki sebepten zaman kaybetmeden ofise gelip masama yerleştim.

Ama boş boş durup, meltem kadının ofisini izlersem şüphe uyandıracağımdan gene bir şeyler araştırıyor benzer biçimde yapıyorum masamda.

Ama o anki hisleri tarif etmek çok zor. Hem kabahatluluk var bizim abiye kabahatu attım. Başına bir şey gelmeyeceğini biliyorum, niçin derseniz bu abi baya sevilen, sayılan biri. Hatta şöyle diyim, bu abi işlerin bir çok kısmını üstelenen kişi. Gitse meltemin eşine kısaca aslolan patrona küfür etse bile zor atılır abimiz işten :).

Fakat içim heyecandan pır pır. Mehmet meltemi arayıp derhal ararsa, benim için bayram günü olucak. Minimumından öyle bekliyorum.

Her neyse işte o gün benim açımdan farklı bir aksiyon olmadı. Sonuçta ne ifşa oldum, nede yeni bir vaka gelişti. Ama yarın xx abiyi, meltem hanım odasına çağırıp, aklınca onu sorgulamaya çalışacağına inanırım. Gerçekten ilişkisini biliyormu diyerekten. Benim aletin şarjı dayanırmı ona o an emin olamıyorum ama şarjı dayanmasa bile, bugün mehmet meltem hanımı ararsa herşeyi dinleyebileceğimi biliyorum.

O gün kayda kıymet bir şey olmadı dedim ama, meltem hanım bizim ofistekilerden birini öyle bir haşladı ki … İşte o an pişman oldum. Üzüldüm kısa. Fakat aynı zamandada garip bir his var içimde. Mutluyum çünkü meltem ile mehmetin konuştuğu meltemin halinden anlaşılıyor. Kısaca benim için win, o kız için lose durumu var. Garipti.

Şuan düşününce işin en ironik kısmı nedir biliyor musunuz ?

O bahsettiğim günlerde benim aklımda meltemi temizlikçi yapmak benzer biçimde bir şey zerre yok. Bdsm miş, meltemi submissive yapmakmış filan, nerdeee…

O vakit için tek gayem meltemi yukarıda ki şeklinde saçma davranışlarda bulunmaya itmek yada en uç olarak yetişimı tamamlayınca meltem hanıma feyk bir hesaptan ses kaydını filan atıp hepten paranoyak yapmak.

Fakat gel gör ki, melteme bildiğin apartımı temizletmek tutun, ayak yalatmaya kadar her şeyi yaptırıp. Bir güzelde siktim desem sanırım spoiler vermiş olmam :). Oralara gelicez. Bakın burası çokomelli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir